Tarihteki en başarılı CEO

Hiç sizin için çok önemli olan bir şeyden vazgeçmek zorunda kaldığınız bir karar aldınız mı? İşte zor karar dedikleri budur; sahip olduğunuz ve çok önem verdiğiniz bir şeyden vazgeçmek uğruna bir seçim yapmak. Bunu yapmak o kadar zordur ki pek çok kişi zor karar vermektense bunun başkası tarafından dikte edilmesini tercih eder. Bu sayede geriye daha az bakacağını ve pişmanlık duymaktan kurtulacağını düşünür. Yöneticilerle liderler arasındaki en önemli farklardan biri de budur, yöneticiler bolca karar alır ama zor kararları almaya başladığınızda artık liderlik ediyorsunuz demektir.

Zor kararlar bazen çok büyük fedakarlık gerektirir. Bir adam düşünün hayatını bir subay olarak ülkesine hizmet etmek için adamış, 15 yaşında askeri okul öğrencisi olarak başlayan kariyerine her türlü başarıyı sığdırarak 38 yaşında general rütbesine ulaşmış. Askeri kariyeri boyunca gösterdiği başarılar o kadar göz alıcı olmuş ki hem düşmanların takdirini hem de ülkesinin padişahının güvenini kazanmış. İsterse saraya damat olup bakanlık görevine atanabilecek, bu sayede İstanbul’un en önemli ve güçlü adamlarından biri olabilecek. Yıllardır çok az görebildiği annesine ve kız kardeşine kavuşabileceği gibi diğer taraftan saray damadı, kahraman bir general olarak günleri yemeklere, balolara davet edilerek, dans ve müzik dolu geçebilecek. Peki diğer tarafta ne var? Memleketi kurtarmak için çıktığı yolda idam edilme riski ile karşı karşıya, güvendiği arkadaşlarından uzakta, yapayalnız. Daha arabasına benzin koyacak parası yok iken koca bir milleti uyandırıp, ayağa kaldırması ve kendisini takip etmelerini sağlaması gerekiyor. Onlardan bir kere ölmelerini istemişti, bu sefer sadece askerlerin bir kere daha ölmeleri yetmiyor, elde avuçta ne varsa, tüm sivillerin de bu yola baş koymaları gerekiyor.

Eminim yukarıda bahsi geçen adamın karşı karşıya kaldığı durum ve aldığı zor karar karşısında sizin geçmişte almak zorunda kaldığınız kararların gerçekte ne kadar zor olduğunu sorgulamaya başladınız. Tarih okumak ve yukarıdaki gibi insanların hayat ve mücadelelerini öğrenmek aşılmaz engellerle karşı karşıya olduğunuzu zannettiğiniz, hayatınızın daha kötü olacağı düşüncesine kapıldığınız zor zamanlarda size çok yardımcı olacaktır. Savaşlar içinde bir ülkede yaşamanın yanında herhangi bir krizi bahane etmek şımarıklıktan başka bir şey değil midir? Büyük hedeflere ulaşmak için gerçekten risk alıyor ve gerekirse fedakarlık yapıyor muyuz?

İkinci Dünya savaşında Avrupa Müttefik Kuvvetler Başkomutanı General Eisenhower’a savaş boyunca aldığınız en zor karar neydi diye sormuşlar; Normandiya çıkarması öncesi sınıf arkadaşım olan bir generali görevden almaktı diye cevap vermiş. Sadece Normandiya çıkarması kararı ile on binlerce insanı ölüme gönderdiniz, nasıl olur da bunlar dururken basit bir görevden alma en zor kararınız olur diye sorduklarında ise ben Normandiya’da ölüme gönderdiğim on binleri şahsen tanımıyordum ama o generali tanıyordum diye cevap vermiş.

Gerçekten de şahsi ilişki ve arkadaşlıkları, iş ilişkileri ile karıştırmamak mümkün değildir. Bu yüzden yöneticiler çoğu zaman yeni görevlendirme ve organizasyon değişiklikleri yaparken çok zorlanır ve sıkça hata yaparlar. Hatta bu nedenle gerektiği halde organizasyon değişikliği yapmayan, aynı yönetim kadrosu ve sorumluluklar ile yıllarca devam ederek, kendi elleri ile herkese konfor alanı yaratan kurumlar vardır.

Yukarıda hayatını tehlikeye atma pahasına hedefine ulaşmak için zor kararı veren genç generale dönelim. Bu tehlikeli yolda ona en büyük morali Ali Fuat adında, çok yakın arkadaşı olan bir generalin kısa süre sonra ona katılmış olması vermiştir. Ali Fuat batı cephesi komutanlığına atanır ve darmadağın olmuş bir ülkede düşmanı durdurmak için elden ne gelirse yapmaya çalışır. Ancak gösterdiği çaba arkadaşının beklentilerini karşılamamaktadır. İşte o anda General Eisenhower’ı zorlayan karar vakit kaybedilmeden alınır ve Ali Fuat karakterine uygun başka bir görev olan Moskova Büyükelçiliğine gönderilir. Batı cephesine yeni atanan İsmet adındaki komutan çok daha başarılı olacak ve bu görevini savaşın sonuna kadar sürdürecektir.

Genç general organizasyon ve görevleri gerektiği zaman değiştirebilme yetkinliğini hayatının sonuna kadar etkin bir şekilde kullanır. Hatta çok riskli bir değişiklik olmasına rağmen büyük taarruzun hemen öncesinde 1. Ordu komutanı ve sınıf arkadaşı olan Ali İhsan’ı görevden alıp yerine Nurettin adında başka bir komutanı getirecektir. Genç general işe göre doğru yetkinliklerde yöneticiler kullanması gerektiğini çok iyi bilmektedir, bu yüzden savaş bitince, her biri kahraman olmalarına rağmen komutanlara ülkesinin yeniden yapılandırılmasında görev vermez ve yoluna yeni sivil yöneticilerle devam eder. Eski asker arkadaşlarının bir kısmı bunu kabullenmekte zorlansa, araya küslükler girmiş olsa da doğru olan yapılmıştır.

Yöneticilerin çalışanlarını hayal kırıklığına uğratması pek de istenen bir durum değildir, ama eğer hayalleriniz, hedefleriniz gerçekten büyük ise bu doğru yolda olduğunuzu gösterir. Hayal kırıklığı sözlükte “beklenen bir şeyin gerçekleşmemiş olmasından dolayı duyulan üzüntü” olarak tanımlanmaktadır. Olması beklenen şey hayalin ta kendisidir. Herkesin çalıştığı işi ile ilgili hayalleri vardır, örneğin terfi edebilmek, şirketin çok kar etmesi bu sayede çok prim alabilmek gibi. Lider olmak isteyen yönetici, çalışanlarından çok daha fazlasını (rakamsal değil), çok daha ötesini hayal edip, bu hayali kendisi ve şirketi için misyona dönüştürebilmelidir. Lider hiçbir zaman elindeki ile yetinmez, her zaman daha fazlasına koşar, bu da zaman zaman çalışanlar için yorucu da olabilir. Örneğin yöneticinin hayali şirketi çok daha büyütmek ise elde ettiği geliri prim olarak dağıtmak yerine yatırıma dönüştürerek çalışanlarında hayal kırıklığı yaratacaktır. Liderin vizyonu ile çalışanların hayali arasındaki fark büyüdükçe hayal kırıklıkları olması kaçınılmazdır, tam tersi olması durumunda yönetici küçük düşünüyor demektir. İnsanlar büyük hedefleri olan ve başarılı liderleri takip etmeyi sever. Eğer hayalinize çalışanlarınızı ortak eder ve doğru motivasyon teknikleri uygularsanız bir taraftan çalışanlarınızın gözünde liderliğe terfi eder, diğer taraftan bu krizin bir fırsata dönüşmesini sağlayabilirsiniz.

Genç general düşmanı ülkeden atıp, askeri zaferi kazandıktan sonra hiç mola vermeden tekrar yola koyulmuştur. Daha yapılması gereken devrimler vardır, ilk iş olarak da saltanatı kaldırır. İşte o andan itibaren bütün mücadele boyunca yanında olan pek çok komutan hayal kırıklığına uğramaya başlar. Onların hayali ülkelerini düşmandan kurtarmakla sınırlıdır, sonrasını hiç düşünmemişlerdir, hatta öyle ki saltanatın kaldırılmasına itiraz etmeyen ama kısa süre sonra cumhuriyet ilan edilince hayret edenler bile vardır. Genç general hayatı boyunca çevresindekileri hayal kırıklığına uğratmaya devam eder, ölümünün ardından bunca yıl geçmiş olmasına rağmen hala aynı hayal kırıklığı içinde yaşayanlar olması da onun sadece çevresindekilerin değil çağın ne kadar ötesinde bir lider olduğunu göstermektedir.

Yöneticinin işyerindeki etkinliği genellikle daha çabuk ve daha fazla sonuç alabilmeyi başarması ile ölçülür. Bunu başarabilmek için eldeki tüm kaynakların en verimli şekilde kullanılması gerekir. Bu kaynakların en önemlisi olan insan ise ancak bir anlam olduğu durumda çok çalışır. Bu anlam en çok çalışanların sınırlarını zorlayarak başarı duygusu yaratıldığı durumunda etkin olur. Çalışanlarınızın sınırlarını zorlamak onlardan daha fazla sonuç alabileceğiniz anlamına gelmez, ancak tam tersi durumda yani sınırları zorlanmadıkları takdirde yeterli sonuç alamayacağınız kesindir. Araştırmalar sınırların zorlanmasında en etkin yöntemin insanlara açık davranmak ve onları önemsediğinizi göstermek olduğunu söylüyor. Aslında işi yönettiğinizi, çalışanlarınızı ise sadece yönlendirdiğinizi unutmayın. Ekibinize karşı eğitici, destekleyici ve yol gösterici olmanız bir taraftan da onları kendi sınırlarını zorlamaya teşvik etmeniz önemlidir.

Genç general, milli mücadeleye ilk başladığı andan itibaren tüm milletin sınırlarını zorlamıştır. Her evden bir takım çamaşır, bir çift çorap ve bir çift çarık toplanacaktır şeklinde bir kanunun çıkarılmış olması bile ülkenin maddi sınırlarının ne kadar zorlandığını çok açık göstermektedir. Benzer zorlama devrimler sırasında çok daha net bir şekilde görülür. Örneğin harf devrimi sırasında konu hakkında çalışan komisyon, değişikliği uygulamak için 5 yıllık bir plan getirmiş, ancak genç general böyle bir değişiklik ancak 3 ayda olur diyerek reddetmiştir. Gerçekten de 9 Ağustos’ta yeni harfler tanıtılmış, Ekim ayında tüm devlet memurları yeni harflerden zorunlu imtihana alınmış ve 1 Kasım günü yeni harfler tüm devlet idaresi tarafından kullanılabilir hale geldikten sonra kanunlaştırılmıştır.

Bu yazı boyunca adını verme gereği duymadığım genç general Mustafa Kemal Atatürk’ün hayatı yöneticiler için sınırsız sayıda örnek içeriyor. Mustafa Kemal’in hayatına ve icraatlarına bir de olayların tamamı bir kurumda geçiyormuş gözüyle bakmaya çalışın. Emin olun sizlere ilham verecek çok daha fazla şey bulacaksınız.

Yeni yılın ilk günleri geçmiş yılı sorgulayıp, yeni yıl için hedefler belirlemek için fırsat yaratmakta. Bu yazı aynı zamanda yöneticiler için geçen yılı sorgulamalarında yardımcı olacak küçük ama biraz da aykırı bir soru setini de içeriyor. İsterseniz bu soruları daha net yazalım, sizler de kendi kendinize sorun.

2018 yılında;

1. Kaç zorlu karar verdiniz? Nelerden vazgeçtiniz?

2. Ekibinizin görev ve organizasyon yapısında değişiklik yaptınız mı?

3. Daha büyük hedefler uğruna çalışanlarınızı hayal kırıklığına uğrattınız mı?

4. Hedeflerine ulaşmalarını sağlamak için çalışanlarınızın sınırlarını zorladınız mı?

One comment

  1. Hakan Bey merhabalar,

    Oldukça eğitici ve bilgilendirici bir yazı olmuş. Aklınıza sağlık.

    Selamlar, saygilar.

    Beğen

Bir Cevap Yazın

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.