Liderlik üzerine bir film

Twelve O’clock High (Saat 12 yönünde yukarıda) 1949 yapımı, Gregory Peck ve Dean Jagger’in rol aldığı unutulmaz bir film. 2 dalda Oscar ödülü de kazanmış olan Twelve O’clock high, askerlik ile ilgili yapılmış en gerçekçi filmlerden biri kabul ediliyor. Bu filmi önemli kılan unsurlardan biri ise soğuk savaş döneminde askeri personele duygularından arınmış, sert bir liderlik anlayışını empoze etmek gibi bir amaç ile yapılmış olmasıdır.

Film, 2. Dünya savaşı sorasında Almanya’yı bombardıman etmekle görevli 918. Filo’da geçer.  Filo çok tehlikeli bombardıman görevlerinden dolayı yıpranmış durumdadır, her sefer sonrası birkaç uçak daha kaybedilmekte, buna rağmen hedefler etkisiz hale getirilememektedir. Filo komutanı Albay Davenport herkes tarafından baba gibi görülmekte, ancak o da ne mürettebatın yorgun ve moralsiz durumda olmasına ne de başarısızlığına bir çözüm getirememektedir. Karargahtan daha başarılı olunması için alçak uçarak bombardıman yapılması gerektiği emri alınınca Albay Davenport bu karara isyan eder, artık emrindeki askerlerin dinlenmeye ihtiyacı vardır. Bu tepki üzerine General Pritchard yardımcısı General Savage’ı (Gregory Peck) da alarak 918. Filo’yu ziyaret eder. Bu ziyarette Albay Davenport’a savaşta yorgun ve moralsiz olma hakları olmadığı, görevlerini aksatmadan yerine getirmeleri gerektiğini söyleyerek , başarısızlıkların nedenini sorgulamaya başlar. Son görevde bombardıman 3 dakika geç başlamıştır, General Pritchard bunun nedenini sorguladığında  orada bulunan bir Teğmen sorunun kendi hatası nedeni ile olduğunu söylediğinde Albay Davenport askerini korumak için onu susturur ve hatayı üstlenir. Tüm bu olaylardan sonra General Pritchard  Albay Davenport’u görevden alır ve yerine geçmesi için yardımcısı General Savage’ı görevlendirir.

General Savage karakter olarak Albay Davenport’un tam tersidir. Askerleri tarafından bir baba gibi görünen bir komutan gitmiş, son derece sert, görev odaklı ve sonuna kadar itaat edilmesini bekleyen bir karakter gelmişti. General Savage göreve başladığı gün bütün filo’yu iyice dağılmış şekilde bulur. Hiç kimse görev yerinde değildir, komutan yardımcısı, nöbetçi subay dahil bütün subaylar Albay’ın görevden alınmasına neden olduğunu düşünerek intihar eden Teğmen’den dolayı iyice yıkılmış ve kendilerini içkiye vermişlerdir. General Savage bu duruma en ufak bir duygusal tepki göstermez ve sert bir şekilde adamları disipline sokmaya girişir. Komutan yardımcısı Yarbay Gately son derece kabiliyetli ama korkak ve görevden kaçan bir subaydır, Savage onu görevden alıp en kötü mürettabat ile uçma görevi verir. Binbaşı Cobb, fedakar, görevden kaçmayan, dürüst ve sert dilli bir komutandır, onu komutan yardımcısı yapar. Teğmen Bishop şeref madalyalı, genç, tecrübesiz ama korkusuz bir subaydır, ancak olanlar karşısında hislerini yitirmiş ve umursamaz hale gelmiştir. General Savage’ın sertliği karşısında bütün pilotlar tayin dilekçesi verirler.

General Savage’ın sertliği ve görev odaklılığı başarı getirmeye başlamış, başarı da ekibin moralini arttırmıştır. Hatta  korkak Gately bile kırık kaburgalarını saklayarak uçmaya devam etmektedir. Başarı Savage’ı da ekibe yaklaştırmış, onları çok daha önemseyen biri haline getirmiştir. Bu süreçte Cobb, Bishob gibi subayların da kaybedilmesi Savage’ı etkiler ve film sonunda bir taraftan zafer diğer taraftan Savage’ın Davenport’a dönüşümü ile tamamlanır.

Hikayeye yöneticilik gözlüğü ile baktığımızda zorlu koşullarda çalışan bir ekip ile onlara liderlik eden, çok farklı karakterlerde iki insanın liderlik yöntemlerinin karşılaştırılması gibi görünüyor. Filmi bu gözle izleyenler ister istemez acaba ben bu karakterlerden hangisine daha yakınım diye sormaktan, sonra da acaba hangisinin yaptığının daha doğru olduğunu düşünmeden duramıyor. İşte çoğu genç yöneticinin düştüğü tuzak da burada başlıyor; iki farklı yöneticilik tarzını farklı birer seçenek olarak sunuluyor olması.

Oysa yönetici değil de marangozluk hakkında konuşuyor olsa idik kullanacağımız aleti baştan seçmemiz mi gerekecekti. İlla keser ya da testereden birini seçip herkesi çakılacak bir çivi ya da kesilecek bir odun olarak mı görecektik. Gerçekten de filmde Hem Albay Davenport’un hem de General Savage’ın her şart altında tek bir yöntem uyguladıklarını görüyoruz.  Davenport gerektiğinden fazla koruyucu ve destekleyici, Savage ise gereğinden fazla görev odaklı, sonuç isteyen bir yönetici. Davenport General’in karşısında gecikmenin sorumlusu benim diyen teğmeni bile korumaya çalışmakta, ve böyle davranarak teğmene iyilik yaptığını düşünmekte. Oysa bu davranış, görev bilinci yüksek olan ve böyle bir korunma ihtiyacı olmayan teğmene fayda değil zarar veriyor, hatta onu intihara kadar sürüklüyor. Üstelik bu kadar fazla koruyucu olması onun ekibinin eksiklerini görmesine ve geliştirmesine de engel oluyor. Savage da o kadar talepkar ekibinin psikolojik sorunlarını görmezden geliyor, hatta görevin başarılı olması için gerektiğinde kuralları delerek tayin dilekçelerini bekletmekten çekinmiyor. 

Bir yöneticinin nasıl davranması gerekir ? bir yönetim tarzı, duruşu olması gerekir mi ? Yeni yönetici olmuş bir arkadaşım duruşu olmayan yöneticinin adil görünmeyeceğini düşündüğünü, bu yüzden herkese aynı görevleri verip aynı sonuçları beklediğini söyledi. Yöneticilerin adil olmaları önemlidir ama bu sanıldığı gibi herkese aynı şekilde davranılarak sağlanamaz. Unutmayın ki sizin bir yönetici olarak nasıl davrandığınız ile o davranışın başkaları tarafından nasıl algılandığı her zaman aynı olmayabilir. Dolayısıyla sizin ekibinizdeki üyelere yaklaşımınız, duruşunuz hep aynı bile olsa onların yetkinlikleri ve moral durumlarına göre farklı algılanacaktır. Örneğin yapılan işlerle ilgili her detaya girip, tüm kararları kendiniz vermeye çalışın, yani mikro yönetim uygulayın. Ekibinizdeki nispeten tecrübesiz olan çalışanlarınız onlara yardımcı olmaya çalıştığınızı düşünürken, kıdemli ve yetkin çalışanlarınız sizden nefret edecektir. Ekip üyelerin bireysel farklılıklarını göz ardı eden bir yönetim anlayışının başarılı olması mümkün değildir.

İyi bir yöneticinin ilk yapması gereken adım başarıya giden yoldaki engelleri tespit ederek ortadan kaldırmaya çalışmak olmalıdır. Albay Davenport moral bozukluk düzeldiği takdirde  başarı geleceğini, General Savage ise başarı geldiği takdirde morallerin düzeleceğini düşünmektedir. Ne yazık ki her türlü sorunu çözecek tek bir sihirli formül sadece filmlerde işe yaramaktadır.  Gerçek bir yöneticinin ekipteki her bir personel için farklı liderlik yöntemleri uygulaması gerekir. Hem tecrübeli hem istekli olan Binbaşı Cobb’a olabildiğince yetki devretmek, korkak ve işten kaçan Yarbay Gateby’e günlük talimat vererek yakından takip etmek, kahraman Teğmen Bishop’a koçluk yapmak çok daha etkin bir yöneticilik yöntemi olacaktır. Bunu sağlayabilmek için yöneticinin kendini geliştirmesi ve alet çantasını her zaman dolu tutması gerekir.

Bir Cevap Yazın

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.